Ödüller Sayısı Sunu

Bir sanat yapıtı -hangi alanda olursa olsun- değerlendirilirken onun taşıdığı çelişkiler de göz önüne alınabilmeli… Çünkü sanat eseri bilinen tasarımları ve bu tasarımlar üzerinden birkaç eğilimi birden yansıtır. Bunlardan ilki ürünün kutsallaştırılması; ikincisi ise, ürünle yaratılmak istenen ilgi… İlki sanatçının kendi içselliği,  ikincisi onun dışsallığıdır…

Özerkliği oluşmayan ödül kurumu/ödül jürisi/ ödül sahibi gibi kavramlar da bir şey ifade etmiyor…  Çünkü bu durumda etkin ve etkinleştirilen ürün değil, bu tür sıfatlar ve onların işlevleri… Yani daha çok koşullardan bakılıyor ödüllere… Bu anlamda yapıt kendisini aşan, ürün sahibini aşan ve  onu boğan bir duruma düşebiliyor…  Daha çok görece bir nitelik taşıyor ödüller…   

George Dickie, “sanat yapıtı” için iki anlamın ayırt edilmesini öneriyor: İlki “her türlü değerlendirmeden bağımsız bir değerlendirici anlam” ve bir de “sınıflandırıcı anlam”… Düzenlenen ödüller daha çok sınıflandırıcı bir ayrım yaptığı için güncel bir nitelik sunuyor…  Daha çok bir statü yaratılıyor… Bu da şiirin dolayısıyla sanatın “hayır” dediği şeyle örtüşmüyor…

Bir başka konu, sanat eserine ödül verilirken bütün-parça ilişkileri içinde nasıl değerlendirildiği. Yalnızca iyi bir tekniğe sahip olmak sanat eserini değerlendirmeye yeter mi? Ya da bilinç veya beceriyle değerlendirme yapmak?  

Ödüller daha çok mesleki görev anlayışıyla verildiği için, etik ve estetik değerler göz önene alınmıyor…  Ödül, şairin eserine hayranlık uyandıran bir etkinlik olarak gösterilir ve onu genelleşmesine olanak sağladığı sürece bir mekanizma/ bir kavram olarak kalır. Bu bakış açısıyla verilen ödüller sanatsal kaygılardan ve kendi alanına katkıda bulunmaktan uzağa düşüyor…

Gerçek bizi şaşırtıyor ve yanıltıyor…   

Ödüller konusunu öteki-siz’de işlemeye karar verdiğimizde karşımıza nelerin çıkabileceğini az çok kestiriyorduk ama doğrusu bu kadarını da beklemiyorduk. Cevabını öteki-siz’in içinde siz de göreceksiniz. Özellikle gündelik hayatımızdan sanatın hemen hemen her alanına kadar ket vuran 1980’den sonra karşımıza çıkan tablo tam bir yığılmaya dönüşüyor. Bu sayıyı hazırlarken zaman zaman çok sıkıldığımızı da itiraf etmeliyiz. Sayıları iki yüzü bulan ödüller, bu ödülleri düzenleyenler ve bu ödüllerin soluk almasını sağlayan şairler, şair adayları hakkında yok denecek kadar az kaynağa rastladık. Bu kaynakları eski-yeni edebiyat dergileri, gazetelerin kitap ekleri, yıllıklar, antolojiler, seçkiler, şairlerin kendi kitaplarındaki biyografileri, soruşturmamıza yanıt veren ödül kurumlarının kendileri, internet olarak sıralayabiliriz. Ne var ki yine de ulaşamadığımız bilgi yığını yaptıklarımızdan çok daha fazla… Edebiyat dergilerinin işlevi belki de yolu açmak… Çoğu şair arkadaşımızın bu konuya bizi desteklemeyen bir tavırla baktığını hem biliyoruz hem tepkilerine sözlü-yazılı olarak şahit olduk. Ortam havalandırılmadıkça elbette ödüller devam edecek, alınacak-verilecek… Yani çark dönmeye devam edecek. Biz yine de dillendirmekten, görmekten her fırsatta kaçındığımız şu “ödül konusu”na girmek istedik.  Hâlâ devam eden ya da artık düzenlenmeyen yüze yakın ödül kurumuna, yüzelli civarında ödül alan şairimize, ayrıca bir ödüle katılıp katılmadığını bilemediğimiz ama yazılı kaynaklarda ödül almamış görünen şairlerimize sorular sorduk. Altmışa yakın şair, onbeş civarında kurum ve ne yazık ki ancak birkaç seçici kurul üyesi sorularımıza yanıt verdi. Özellikle bu bölümün kendi eleştirilerini kendisinin yarattığını, içine zaman zaman pişmanlığın, hata yapmış olmanın da karıştığı yanıtlar aldık. Amacımız kimseyi yargılamak değil elbette… Ama şiir ödüllerinden “şiir”i bu kadar kolayca sıyırmak, aslında ödül şair içindir demek, yahut şairliğin ilk yıllarında alınan ödülleri biyografilerden çıkarıp artık sadece “Yunus Nadi, Behçet Necatigil” gibi ödül hiyerarşisinin tepe noktasındaki ödüllerden söz etmek,  “o da ödülden sayılmaz ki” demek,  yurtdışından alınan ödülleri saymak ama yurtiçi ödülleri için mızıkçılık yapmak, bazı ödülleri “gençlik hatası” saymak, yıllarca ödüllere karşı çıkıp, yazılar yazıp az zamanda çok ve büyük ödüller almak, yaşamı boyunca hiç ödül almamış şairlerin kendi vicdanlarını yok sayarak onların adına ödüller düzenlemek, buralardan “edebi rantlar” elde etmek ve bütün kaybettiklerimizi yaşatmanın tek yolu olarak onların “adını yaşatmak”ı görmek gibi küçük ayrıntıların da şairle, şair olmakla, şiirle, etikle bir ilgisi olduğunu düşünüyoruz.

Ayrıca hazırlaması çok sıkıcı olan, sayfalarca süren bazı listeler hazırladık öteki-siz için. İsteğimiz, içinde yol almaya çalıştığımız edebiyat dünyasından ödül manzaraları… Birincilik, ikincilik, üçüncülük, birinci mansiyon, ikinci mansiyon, üçüncü mansiyon, övgüye değer, anılmaya değer, dikkate değer, seçici kurul özel ödülü, jüri özel ödülü, onur ödülleri, emek ödülleri, teşekkürnameler, takdirnameler… Ucu bucağı yok… O kadar eksik ki yaptıklarımız… Tamamlayamayacağımızı anlayınca yarım bırakma kararı almamıza neden olacak kadar… Elbette bizden önce ödül konusunu değişik boyutlarda ele alan (Militan, Edebiyat Dostları, Halkın Dostları, Beşparmak Dergisi, Fayton, Hürriyet Gösteri gibi dergiler ve bu konuda yazılmış yazılar, hararetli tartışmalar (Demokrasi Gazetesi) var… Buralarda ödüle karşı çıkan pek çok şair arkadaşımızın adını aldıkları ödüllerle gördük, görüyoruz ne ki…   

İyi okumalar diliyoruz…

Başa dön